Hutbeler

PDF


وَمَا مِنْ دَٓابَّةٍ فِي الْاَرْضِ اِلَّا عَلَى اللّٰهِ رِزْقُهَا
وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَاۜ كُلٌّ ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ.

وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
لَيْسَ الْغِنٰى عَنْ كَثْرَةِ الْعَرَضِ، وَلٰكِنَّ الْغِنٰى غِنَى النَّفْسِ.

En Kıymetli Hazine: Kanaat
(24.04.2026)

Kardeşlerim! Aziz Müminler!
Öyle bir çağda yaşıyoruz ki; her şey büyük bir hızla tüketiliyor. Ambalajlar ışıldıyor, vitrinler göz kamaştırıyor. Ekranlar binbir sahte parıltıyla şenleniyor, sofralarımız çeşit çeşit yemekle dolup taşıyor, evlerimiz genişleyip lüksleşiyor. Ancak ne hazindir ki; bütün bu ışıltının ardında çoğu zaman öz kayboluyor; samimiyet zayıflıyor, bereket azalıyor. Dış dünyamızı imar ederken, iç dünyamızı ihmal ediyoruz. Aradığımız teselliyi eşyada, huzuru ise hep daha fazlasına sahip olmakta sanıyoruz. Oysa asıl mutluluk; sahip olamadıklarının hasretiyle yanmak değil, sahip olduklarının kıymetini bilip onlarla huzur bulmaktır. Burada durup kendimize sormamız gereken soru şudur: Acaba huzuru yanlış yerde mi arıyoruz?

Aziz Müminler!
Bizi bu arayışta selamete çıkaracak yegâne hazine, kanaatkâr olmaktır. Kanaat; Allah’ın takdir ettiği paya razı olmak, rızkımıza kefil olan Rabbimize1 tam bir teslimiyetle güvenmek ve içimizdeki dünya sevdasını frenlemektir. Ancak şunu iyi bilelim ki kanaat tembelliğe kılıf bulmak değil, aksine son nefesine kadar helalinden ter döküp gayret ettikten sonra, netice ne olursa olsun nasibine razı olma asaletidir. Çünkü gerçek kanaat; dünya malının elimizde olmaması değil, gönlümüzde yer bulmamasıdır.
Peki, gönlümüzü bu hırstan arındırmazsak ne olur?

Kardeşlerim!
Şunu aklımızdan çıkarmayalım: Karnı aç olanı bir tabak yemek doyurur, ama gözü aç olanı dünya gelse doyuramaz. Zira kanaatin bittiği yerde açgözlülük; şükrün bittiği yerde ise şikâyet başlar.

Eğer bir insan, sahip olduklarına rağmen içindeki ‘daha fazla’ hırsını susturamıyorsa, aslında dünyanın en fakir insanıdır. Zira Peygamberimizin (s) de buyurduğu gibi: “Gerçek zenginlik; mal çokluğunda değil, gönül tokluğundadır.”2

Kardeşlerim!
Gönül tokluğuna giden bu yolu kapatan en büyük engel ise modern çağın bir sorunu olan ‘kıyaslama’ hastalığıdır. Maalesef bugün insanoğlu, birer kıyas mahkûmu haline gelmiştir. Komşunun arabasına, arkadaşının tatiline, başkasının evine bakıp sürekli bir kıyas yaptığı için asıl ömrünü heba etmektedir. Başkalarının sosyal medyada sergilediği o parıltılı ama çoğu zaman sahte hayatlara imrenilirken, yuvalarımızdaki gerçek huzur görmezden gelinmektedir. Başkasının ‘mükemmel’ gibi görünen hayatı tek ölçü kabul edilince, Allah’ın lütfettiği sayısız nimet ne yazık ki küçümsenmektedir. Daha da acısı; bu kıyas çıkmazına giren insan, bir süre sonra helal sınırlarını zorlamaya başlamaktadır. Başkasına özenip onun sahip olduklarına bir an önce ulaşabilmek adına Rabbimizin razı olmayacağı yollara sapılmaktadır. Sırf daha lüks bir hayat yaşamak, başkalarına karşı itibar kazanmak uğruna; ocaklar söndüren kumara, bereketi yok eden faize ve vebali çok ağır olan kul hakkına tevessül edilmektedir. Oysa unutmayalım ki; haramla gelen o sahte parıltı, insanın sadece dünyasını değil, ahiretini de karanlığa gömer.

Kardeşlerim!
Bu manevi hastalıklardan kurtulmanın yolu, bakış açımızı değiştirmek ve yönümüzü hırstan şükre çevirmektir. Peygamberimiz (s), bizi bu kıyas bataklığından çıkaracak reçeteyi şöyle haber vermektedir: “Hayat şartları bakımından sizden aşağıda olanlara bakın; yukarıda olanlara bakmayın.”3

Gelin, dünyayı kalbimize hapsedip ona esir olmak yerine, onu sadece bir araç olarak elimizde tutalım. Hırsın kölesi değil, kanaatin zengini olalım. Duamız odur ki; Rabbim bizleri, taksim ettiği rızkına gönülden razı olan, şükrü dilinden, kanaati ise kalbinden asla düşürmeyen o bahtiyar kullarından eylesin. Gönlümüzü zengin, yuvamızı huzurlu, kazancımızı helal ve bereketli kılsın. (Âmin)

DİTİB Hutbe Komisyonu


Kaynak:
1 Hûd, 11/6.
2 Buhârî, Rikâk, 15.
3 Müslim, Zühd, 9.

 

2026-04-24